Loading
Pzt - Cmt: 09:00 - 20:00
Tireli & Savaş Hukuk BürosuTireli & Savaş Hukuk BürosuTireli & Savaş Hukuk Bürosu
0232 484 00 07
Park Office - Bayraklı / İZMİR

KORONAVİRÜS SÜRECİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

KORONAVİRÜS SÜRECİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Dünyada ilk kez  Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan şehrinde görülen Koronavirüs (Covid-19) Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020’de Salgın (Pandemi) kategorisine alınmıştır. Türkiye’de ise ilk Covid-19 vakası 11 Mart’ta tespit edilmiş olup bu hastalığın ,tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik ve sosyal hayata etkileri olmuştur. Çalışan nüfusun çokluğu bakımından ülkemizdeki en önemli etkisi iş hukukuna dair olmuştur. Bu yazımızda koronavirüs (covid-19) sebebiyle işverenlerin –işçi sağlığını gözetme- yükümlülüklerine , iş kazası ve meslek hastalıklarına değineceğiz.

İŞ KAZASI HAKKINDA GENEL BİLGİ

Günümüzde teknolojinin ve sanayinin gelişmesi birbirinden farklı özelliklere sahip işyerlerinin açılmasına sebep olmuştur. İş çeşitliliğinin ve yoğunluğun bu denli fazlalaştığı bu dönemde hem ulusal mevzuatımızca kabul edilen hükümler hem de uluslararası sözleşmeler gereğince işverenlerin, çalışanlarına karşı sorumluluğunun olmaması beklenemez. Hayat koşullarının her gün değişmesi ve farklı kavramların hayatımıza girmesi sonucu hukuk da bu duruma entegre olarak yeni sorunlara çözüm arayışına devam etmektedir. Güncel düzenlemeler kapsamında iş kazası ve meslek hastalıklarında işverenlerin sorumluluğu hususuna değinecek olursak ;

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi iş kazasının tanımını yapmış ve iş kazası sayılabilmenin şartlarını düzenlemiştir. Bu düzenlemeye göre    ‘’ İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay’’ şeklinde tanımlanmıştır.

İş kazası, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hale getiren olaydır. Bir olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi için olayın işyerinde gerçekleşmesi ya da işçinin o an fiili olarak çalışıyor olması zorunluluğu bulunmamaktadır.

İş sağlığı ve güvenliği açısından işveren yükümlülüğünü düzenleyen temel kurallar 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 77’inci maddesinde belirlenmiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 77’inci maddesinde; “İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki 9 riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar. Bu bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüzük ve yönetmeliklerde yer alan hükümler işyerindeki çıraklara ve stajyerlere de uygulanır.” şeklinde düzenlenen hükmü gereğince, işverenin iş sağlığı ve güvenliği sağlanmak için “gerekli her türlü önlemleri alması” gerektiği belirtilmiştir.

Bu sebeple işverenler iş yerinde Dünya Sağlık Örgütü ve T.C. Sağlık Bakanlığı’nın önerilerini de göz önünde bulundurarak işçilerin sağlığını etkileyecek tüm önlemleri almalıdırlar. (Örneğin; iş yerini dezenfekte etmek, işçileri salgın hakkında bilgilendirmek, el dezenfektanları bulundurmak vb.)

Diğer yandan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu’nun 19’uncu maddesinde; “Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.” hükmü de bulunmaktadır.

Dolayısı ile işçiler de Korona Virüsü’nden bireysel olarak korunmak, yayılmasını engellemek adına tüm önlemleri almakla yükümlüdür.

Yukarıda sayılan durumlardan herhangi birinin meydana gelmesi durumunda işverenin sorumluluğunun doğabilmesi için zarar ile kaza arasında illiyet bağı olması gerekmektedir.  Bu illiyet bağının varlığı durumunda çalışan her türlü yasal hakkını işverene karşı kullanabilecektir.

MESLEK HASTALIĞI

Diğer konumuz olan meslek hastalığı ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 14. maddesinde yapılmıştır. Bu maddeye göre; meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir. Bir hastalığa meslek hastalığı teşhisinin konulması ve işverenin sorumluluğunun doğması için; işçinin o işyerinde belirli bir süre çalışmış olması ve bu süre zarfında sağlığını bozacak etkilere maruz kalması gerekmektedir.

İş kazası ve meslek hastalığının tanımı ve bu hususta işverenlerin sorumluluğu hakkında kısaca bilgilendirilme yapılmış olup, bir sonraki başlıkta bu kavramlar kapsamında dünya üzerinde çok geniş alanda etki gösteren Covid-19 hastalığının ve işçinin bu hastalığa işyerinde yakalanması durumunda işverenlerin sorumluluğu ele alınacaktır.

İŞ HUKUKU DÜZENLEMELERİ KAPSAMINDA COVİD-19 SALGIN HASTALIĞI

İşçi çalışma esnasında enfekte olursa kaza ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğundan bu durum pek tabii  iş kazası olarak değerlendirilecektir. Burada incelememiz  gereken asıl durum enfekte olmuş bir çalışanın çalışmaya devam etmesi ve diğer çalışanlara virüsü bulaştırması durumudur. İşveren gözetim yükümlülüğü kapsamında iş sağlığı ve güvenliğine dair tüm tedbirlerini almış olsa dahi, diğer çalışanlar açısından bu durum  5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. Maddesi uyarınca işyerinde bulundukları esnada virüs kapmış olduklarından iş kazası olarak değerlendirilmeye tabi  tutulacaktır. Bu hususa Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/5018 K. 2019/2931 sayılı kararında da değinilmiş olup,  işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle bulaştığı anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak işçinin daha sonra ölümü iş kazası olarak kabul edilmiştir.

Bunlara ek olarak, uzaktan çalışma uygulamasında da; evde gerçekleşebilecek her kaza iş kazası sayılmamakla birlikte, uzaktan çalışma kapsamında çalışacak personellerin evlerinde görevlerini ifa etmeleri sırasında iş ile ilgili olarak kaza geçirmeleri halinde, söz konusu kaza evde gerçekleşmiş olsa dahi iş kazası olarak kabul edilecektir. Bu yüzden, uzaktan çalışma yoluna gidecek işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışanlarını bilgilendirmeleri ve bu bilgilendirmelere ilişkin olarak çalışanların onaylarını almaları gerekmektedir. Her ne kadar ev ortamı direkt olarak işyeri sayılmasa ve işverenin ilk elden müdahale yetkisi olmasa da, personellere sağlanan ekipmanlar nedeniyle kazanın meydana gelmesi gibi hallerde –örneğin personele temin edilen elektronik aletlerdeki arızalar nedeniyle personelin evdeki çalışması sırasında akıma kapılması vb.- iş kazası ile karşı karşıya kalınması ihtimal dâhilinde olduğundan bu tür ekipmanların düzenli olarak kontrolden geçirildiğine emin olmak da risklerin minimize edilmesini sağlayacaktır.

İŞÇİNİN ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKI

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesine göre, ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, bu kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Bu talep üzerine kurul acilen toplanmak, işveren ise derhâl kararını verip durumu tutanakla tespit etmek zorundadır. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir. COVID-19’un ciddi ve yakın tehlike oluşturup oluşturmadığına yönelik kesin bir hüküm olmamakla birlikte, özellikle bir kısım çalışanda hastalık belirtilerinin görülmesi yahut hastalığın çalışanlara bulaşma ihtimali söz konusu ise böyle bir tehlikeden söz etmek mümkündür. Kurul veya işveren çalışanın talebi yönünde karar verirse, çalışanlar, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Ancak bulaşıcı hastalık tehlikesi işyeri açısından ciddi, yakın ve önlenemez durumda ise çalışanlar kurula yahut işverene başvurma zorunluluğu olmaksızın işyerini terk etme hakkına sahiptir. Çalışanın talebi üzerine kurul yahut işveren tarafından gerekli tedbirler alınmazsa, çalışanların iş sözleşmelerini feshetme hakkı bulunmaktadır. İş Kanunu’nun 24/1. maddesine göre de işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa ya da işçinin sürekli olarak doğrudan ve yakından görüştüğü işveren yahut işçiler bulaşıcı hastalığa tutulursa işçinin sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetme hakkı bulunmaktadır.

Sizler de koronavirüs sebebiyle işyerinizdeki hukuki ihtilaflar için daha fazla bilgi almak ve  avukatlık hizmetimizden faydalanmak isterseniz İzmir Barosu avukatlarından Av. Tolga Tireli ve Av. Zeynel Savaş ile irtibat kurabileceğiniz gibi diğer İzmir İş Hukuku avukatlarına danışabilirsiniz.

Bizi Arayın