Loading
Pzt - Cmt: 8:30 - 18:00
Tireli & Savaş Hukuk BürosuTireli & Savaş Hukuk BürosuTireli & Savaş Hukuk Bürosu
0506 691 09 17
Park Office - Bayraklı / İZMİR
Tireli & Savaş Hukuk BürosuTireli & Savaş Hukuk BürosuTireli & Savaş Hukuk Bürosu

DOLANDIRICILIK SUÇU NEDİR ? (TCK m. 157 – m. 158 )

Dolandırıcılık, gündelik hayatta bireylerin en çok karşılaştığı suçlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Resmi rakamlar gösteriyor ki, suçun işlenme oranı günden güne artış gösteriyor. Bu nedenle, devletin bireylere etkin koruma sağlama yükümlülüğü daha da önem kazanmaktadır. Dolandırıcılık malvarlığına karşı işlenen suçların en tipik örneğini oluşturmaktadır. Bunun nedenini bir yandan ticari hayattaki gelişmelerde , öte yandan da yağmalama içgüdüsünün ortaya çıkış biçimlerindeki incelikte aramak gerekir.

Söz konusu suçun özü , bir kimseyi failin veya başkalarının menfaatine kendi malvarlığında bir azalmayı gerektirecek aktif veya pasif bir davranışa sevk eden aldatmadan ibarettir.

TCK.nın 157. Maddesine göre “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”

Mağdurun hileli davranışlarla elde edilen rızası dolandırıcılık suçunun en önemli özelliğidir ve bu suçu hırsızlıktan ve güveni kötüye kullanma suçlarından ayırır.

                         DOLANDIRICILIK SUÇUNUN UNSURLARI

  • Failin hileli davranışlarda bulunması
  • Mağdurun aldatılması
  • Aldatma sonucunda mağdurun malvarlığı yönünden bir zarar doğması ve buna karşılık fail veya başka bir kişi yönünden haksız bir menfaatin elde edilmesi

Anlaşılacağı üzere bu suçun varlığından bahsedilmek için ilk ve en önemli unsur hilenin varlığıdır. Yargıtay 11. CD. 2011/66151 e. – 2012/5686 k. sayılı ve 30.01.2012 tarihli kararına göre ; “Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.”

Yargıtay kararında da belirtildiği üzere hile unsuru her somut olaya göre irdelenmelidir. Kanun koyucu tarafından hileli davranışların neler olduğu veya olabileceği tahdidi olarak sayılmamıştır. Örnek vermek gerekirse ; A kişisi B kişisinden 30.000 TL bedelli bir araç alıyor ve karşılığında sahte bir çek veriyor ve B kişisi bankaya gittiğinde bu çekin sahte olduğunu öğreniyor. Bu durumda A kişisi mutlak suretle dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahsedilebilir mi? Bu durumu çekin iğfal kabiliyetinin irdelenmesi gerekmektedir. Fail A eğer ki çeki boş beyaz kağıda kendi el yazısıyla doldurmuş ise yani ortalama zekaya sahip bir kişinin dahi kandırılmayacağı şekilde o çek düzenlenmişse artık dolandırıcılık suçundan bahsedilemez. Ancak fail A bankalar tarafından düzenlen boş çek yaprağının birebir kopyası yapmış veya başkasından çalarak düzenlemişse bu durumda ortalama zekaya sahip bir kişinin iradesinin sakatlanabileceği kabul edilerek artık dolandırıcılık suçunun varlığından bahsedilebilir.

Soruşturma ve/veya kovuşturma esnasında hileli hareketin ne olduğu ortaya konulmalı , mağdur üzerindeki etkisi itibariyle aldatıcı olup olmadığı irdelenmeli , mağdurun iyi niyeti ve güven duygusunun kötüye kullanılıp kullanılmadığına dikkat edilmelidir.

                  DOLANDIRICILIK SUÇUNUN FAİLİ VE MAĞDURU

Bu suç herhangi bir kimse tarafından işlenebilir. Failin belirli kişiler olması bu suçun ağırlaştırıcı nedeni olarak kabul edilmiştir. ( TCK m. 158 , f.1 , b , h, i )

Bu suçun mağduru , ihlal edilen ve malvarlığını oluşturan varlıkların sahibi olan kişi veya kişilerdir.

Dolandırıcılık suçunun takibi şikayete bağlı değildir. Savcılık suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez re’sen soruşturmaya başlar ve suçun şartları oluşmuşsa iddianame tanzim edip kamu davası açar. Dolandırıcılık suçunun takibi şikayete bağlı olmadığı için şikayet süresi yani şikayet zamanaşımı yoktur. Ancak suçun en basit halinde dava zamanaşımı 8 yıl olduğu için en geç 8 yıl içinde şikayet hakkının kullanılması gerekmektedir.

Dolandırıcılık suçunun basit hali uzlaştırmaya tabi olduğu için fail ve mağdur Cumhuriyet Savcılığı uzlaştırma bürosu tarafından uzlaşmaya davet edilir. Eğer ki soruşturma aşamasında uzlaşma prosedürü gerçekleştirilmemişse kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından uzlaşma prosedürü işletilir eğer ki taraflar uzlaşmaz ise yargılamaya veya soruşturmaya devam edilir.

                      DOLANDIRICILIK SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ

MADDE 158. – (1) Dolandırıcılık suçunun;

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

                                                   ETKİN PİŞMANLIK

MADDE 168. – (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi halinde; cezası üçte birden üçte ikiye kadar indirilir. Yağma suçunda ise, cezada altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır.

(2) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, mağdurun rızası aranır.

                       DOLANDIRICILIK SUÇUNA DAİR YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

ESAS NO :  2015/4210

KARAR NO :  2017/4739

KARAR TARİHİ :  19.6.2017

Dava; resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkindir. Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu belgelerin duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması gerektiği gözetilmelidir. Suça konu belgelerin farklı tarihlerde düzenlenip düzenlenmediklerinin açıklığa kavuşturulması ile farklı tarihlerde düzenlendiklerinin anlaşılması halinde; sanığın eylemlerinin, TCK‘nın 43/1. maddesine göre aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin tespiti, belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiklerinin kesin olarak ortaya konulamaması halinde, aynı anda ele geçirildikleri hususu da dikkate alındığında, suça konu belge sayısı ve çeşitliliği nazara alınarak TCK’nn 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde her bir belge yönünden ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurularak fazla ceza tayini, isabetsizdir.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ

ESAS NO :  2017/3806

KARAR NO :  2017/8608

KARAR TARİHİ :  4.4.2017

Sanığın, müştekinin bankadan çıktığı esnada önüne daha önceden planladığı şekilde mendil içerisinde para attığı, hemen akabinde de yere eğilip mendil içerisindeki parayı yerden alıp yerde bulmuş numarası yapıp para bulduğunu söyleyerek onu lafa tutmaya başladığı, onunla paylaşmak istediğini söyleyerek ilgisini çektiği ve onunla konuşmaya başladığı, bu sırada yanlarına gelen kimliği tespit olunamayan üçüncü bir şahsın parasının kaybolduğunu söyleyerek sanık ve müştekiye parasını bulup bulmadıklarını sorduğu, müştekinin para bulmadığını kendi parasının olduğunu söylemesi üzerine bu şahsın parayı kontrol edeceğini söyleyerek müştekiden parasını isteyip aldığı, parayı kontrol ederken el çabukluğu ile bu parayı gazete kağıtları ile değiştirdiği şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ

ESAS NO :  2013/4249

KARAR NO :  2013/17202

KARAR TARİHİ :  11.11.2013

Sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; katılan kurumun, sanıklar tarafından ibra edilen belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunu araştırmak, denetlemek ve yaptıkları denetim sonrası yapılan işlemleri iptal etme yetkisinin bulunması nedeniyle sanıkların eylemlerinin aldatma kabiliyetinin olmaması hususları gözetilerek, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanılarak verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir. Hükmün onanmasına karar verilmiştir.

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ

ESAS NO :  2014/999

KARAR NO :  2016/6533

KARAR TARİHİ :  21.6.2016

Sanığın Ağır Ceza Mahkemesinde alınan savunmasında, sanık müdafiinin ise temyiz dilekçesinde, suça konu çek bedelinin katılanın şirketine ödendiğini iddia etmeleri ve sanık müdafiinin buna dair fotokopi belge sunması karşısında; katılandan, hükümden önce zararının kısmen veya tamamen giderilip giderilmediği ve kısmen geri verme veya tazmin var ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması açısından rızası bulunup bulunmadığı sorulup sonucuna göre TCK’nın 168. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.

Yukarıda görüleceği üzere çok sık işlenen suçlardan olması sebebiyle sizler de bu suçun mağduru veya faili olmanız durumunda İzmir Barosu avukatlarından Av. Tolga Tireli’den ve Av. Zeynel Savaş’tan veya başka bir avukattan hukuki destek alabilirsiniz.

Diğer bir yanılgı da Türkiye’de avukatların ceza avukatı , miras avukatı ya da boşanma avukatı gibi ayrı dallarda çalıştığı şeklindedir. Oysaki Türkiye’de ceza avukatı ya da ağır ceza avukatı gibi ayrı bir dal yoktur. Bu sebeple İzmir’in en iyi ceza avukatı veya ipten adam alan ağır ceza avukatı gibi kavram ve tanımlara itibar etmemenizi öneririz.

Bizi Arayın