2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’nin 26 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte, ticari ve iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun ne denli yerleşik bir mekanizma hâline geldiği bir kez daha görülüyor. Türk Ticaret Kanunu’na 2019 başında eklenen ve 7445 sayılı Kanun’la 2023 yılında kapsamı genişletilen düzenleme uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan pek çok ticari alacak ve tazminat davası artık mahkemeye taşınmadan önce arabulucuya başvurmayı dava şartı hâline getirmiş durumda. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinin önemli bir bölümü bakımından dava şartı arabuluculuk 1 Ocak 2018 tarihinden bu yana uygulanmaktadır. Bu yazıda, hem ticari hem de iş uyuşmazlıklarında bu sürecin pratikte nasıl işlediğini ele alıyoruz.
Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Hangi Davaları Kapsıyor?
TTK m.5/A uyarınca, TTK m.4’te ve diğer kanunlarda ticari dava olarak belirtilen uyuşmazlıklardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılıyor.7445 sayılı Kanun’la yapılan ve 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da madde metninde açıkça dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Örneğin Bayraklı’da tekstil toptancılığı yapan bir firma, teslim ettiği ürünlerin bedelini tahsil edemediği bir müşterisine karşı doğrudan icra takibi başlattığında ve karşı taraf borca itiraz ederek takibi durdurduğunda, itirazın iptali davasını açabilmesi için önce arabulucuya başvurması gerekiyor. Bu adım atlanıp doğrudan dava açılırsa, mahkeme işin esasına hiç girmeden dosyayı usulden reddediyor.
Her ticari uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. TTK m.5/A bakımından dava şartı; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için söz konusudur. Sözleşmenin feshi veya parasal olmayan bir edimin ifası gibi taleplerde arabuluculuk şartı aranmıyor; bu ayrımın gözden kaçırılması, sürecin başında yanlış bir yola girilmesine neden olabiliyor.
İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk: Kapsam ve İstisnalar
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi, işçi ve işveren arasındaki, kanundan veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak düzenliyor. Bu düzenleme 1 Ocak 2018 tarihinden bu yana yürürlüktedir.
Ancak burada önemli bir istisna var: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun dışında tutulmuş durumda; bu tür davalar doğrudan mahkemede açılabiliyor. Diyelim ki Karşıyaka’da bir üretim tesisinde çalışan bir işçi, iş kazası sonucu kalıcı bir sakatlıkla karşılaştı; bu işçi tazminat talebiyle doğrudan iş mahkemesine başvurabiliyor, arabulucuya gitmek zorunda kalmıyor.
Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin alacağı gibi klasik işçilik alacaklarında ise durum farklı; bu taleplerde arabuluculuğa başvurmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan reddediliyor. İşe iade davalarında da aynı kural geçerli ve arabuluculuk süreci burada özellikle önem taşıyor, çünkü işe iade talebinin süresi kısıtlı.

Arabuluculuk Süreci Adım Adım Nasıl İşliyor?
Dava şartı arabuluculuk süreci, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna; büro bulunmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulmasıyla başlar. Arabulucu kural olarak büro tarafından belirlenir; tarafların listede yer alan bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde ise bu arabulucu büro tarafından görevlendirilebilir. Görevlendirilen arabulucu, tarafları ilk toplantıya davet ediyor ve süreç Arabuluculuk süresinin üst sınırı uyuşmazlığın türüne göre değişir. Ticari davalarda arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır ve bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir. İş uyuşmazlıklarında ise süre üç hafta olup zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir.
Şöyle bir soru sık soruluyor: “Arabuluculuk başvurusu yaptım, dava açma hakkım zamanaşımına uğrar mı?” Cevap hayır; başvuru tarihinden itibaren zamanaşımı ve hak düşürücü süreler duruyor. Örneğin Alsancak’ta bir mal tedarikçisi, alacağının zamanaşımına yaklaştığı bir dönemde arabulucuya başvurduğunda, süreç sonuçlanana kadar zamanaşımı işlemeye devam etmiyor; bu da tarafın hak kaybı yaşama endişesini ortadan kaldırıyor.
Toplantılar taraflar ve varsa vekilleri hazır bulunarak yürütülüyor; taraflardan biri mazeretsiz olarak ilk toplantıya katılmazsa, süreç anlaşmazlıkla sonuçlanmış sayılıyor ve bu taraf, daha sonra açılacak davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinden sorumlu tutulabiliyor.
Arabuluculuk Ücreti Kime Ait, Ne Kadar?
Arabuluculuk ücreti, 26 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirleniyor ve bu tarife her yıl güncelleniyor. Dava şartı arabuluculukta anlaşma sağlanamaması hâlinde, taraflara ulaşılamaması, görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamama durumunda iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Görüşmeler iki saati aşmışsa, aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak ödenir. Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti de sonraki davada yargılama giderleri arasında değerlendirilir.
Örneğin Bornova’da bir inşaat malzemesi tedarikçisi ile müteahhit arasındaki alacak uyuşmazlığında taraflar arabulucu huzurunda anlaşmaya vardığında, düzenlenen anlaşma tutanağı icra edilebilirlik şerhi alarak ilam niteliğinde bir belgeye dönüşüyor; bu da tarafların ayrıca dava açmasına gerek kalmadan alacağın tahsiline imkan tanıyor.

Anlaşma Sağlanamazsa Sonraki Adım: Dava Süreci
Arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşamazsa, arabulucu bir son tutanak düzenliyor. Anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Tutanak eklenmemişse mahkeme, davacıya belgeyi sunması için bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde sunulmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Buna karşılık dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmadığının anlaşılması hâlinde dava, süre verilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Örneğin Mansuroğlu’nda bir yazılım şirketi arabuluculuk sürecini tamamlamış ancak son tutanağı dava dilekçesine eklemeyi unutmuşsa mahkeme, tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verir. Belgenin bu süre içinde sunulmaması hâlinde dava usulden reddedilir.
Kanaatimizce, arabuluculuk sürecini yalnızca dava açmadan önce atlanması gereken bir formalite olarak görmek, tarafın elindeki fırsatı kaçırmasına yol açıyor. Süreç iyi yönetildiğinde, hem zaman hem de yargılama masrafı açısından önemli bir tasarruf sağlıyor; taraflar arasında gerçek bir uzlaşma iradesi varsa, altı haftalık süre içinde sonuca ulaşmak, yıllar sürebilecek bir yargılamadan çok daha öngörülebilir bir yol sunuyor.
Sürecin Doğru Yönetilmesi İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
İş veya ticari bir uyuşmazlıkla karşılaşan bir tarafın izlemesi gereken yol, uyuşmazlığın niteliğine göre değişiyor:
- Uyuşmazlığın konusu bir miktar para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit veya istirdat mı, yoksa parasal olmayan bir talep mi olduğunu belirleyin; bu, arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını netleştirir.
- İş hukuku uyuşmazlıklarında iş kazası veya meslek hastalığı kaynaklı tazminat talepleri istisna kapsamında; bu davalarda doğrudan mahkemeye başvurulabilir.
- Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bununla birlikte son tutanağın düzenlenmesinden sonra uygulanacak dava veya başvuru süreleri ayrıca dikkatle takip edilmelidir.
- Toplantılara mazeretsiz katılmamanın yargılama giderleri açısından sonuç doğurabileceğini göz önünde bulundurun.
- Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanağı mutlaka saklayın ve dava dilekçesine eklemeyi unutmayın.
Bu adımların doğru sırayla izlenmesi, hem ticari hem de iş uyuşmazlıklarında sürecin gereksiz yere uzamasının önüne geçiyor. Arabuluculuk, doğru yönetildiğinde tarafları uzun bir yargılama sürecinden önce daha hızlı ve öngörülebilir bir çözüme kavuşturabiliyor.
Yasal Uyarı





