Türkiye’de trafik kazası sonrası açılan tazminat taleplerinin önemli bir kısmı artık Sigorta Tahkim Komisyonu üzerinden çözülüyor.2026 yılında yürürlüğe giren Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği ile motorlu araç sigortalarında eksper atama ve değer kaybı tespit süreçleri önemli ölçüde değişti. Yönetmelik 1 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girdi ve sıralı eksper atama sistemi ilk olarak Bursa ve Ordu’da pilot olarak uygulanmaya başladı. SEDDK’nın 30 Haziran 2026 tarihli kararıyla pilot uygulama 1 Ağustos 2026’ya kadar uzatıldı ve 6 Temmuz 2026’dan itibaren yedi il daha kapsama alındı. Akıllı eksper atama sistemi 1 Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye genelinde uygulanmaya başladı. Bu değişiklik, kazazede sürücülerin önündeki tahkim mi, mahkeme mi sorusunu daha da güncel bir tartışmaya dönüştürdü.
Aracı hasar gören araç malikleri ve diğer hak sahipleri, meydana gelen değer kaybının mümkün olduğunca hızlı ve eksiksiz biçimde karşılanmasını istiyor. Ancak hız her zaman tek kriter değil. Bu yazıda iki yolun da nasıl işlediğini, hangi durumda hangisinin gerçekten daha avantajlı olduğunu somut örnekler üzerinden ele alıyoruz.
Araç Değer Kaybı Nedir, Kime Karşı İleri Sürülür
Araç değer kaybı, kaza nedeniyle onarılan aracın kaza öncesindeki ikinci el piyasa değeri ile onarım sonrasındaki ikinci el piyasa değeri arasında meydana gelen azalmadır. Zarar gören araç maliki veya diğer hak sahibi, kusur durumuna göre kusurlu aracın işleteni ve sürücüsü ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı değer kaybı talebinde bulunabilir. Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının hukuki sorumluluğu ve poliçe teminat limitleriyle sınırlıdır. Talebin hukuki dayanağı somut davalıya göre Karayolları Trafik Kanunu’nun işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin hükümleri ile Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır.
Örneğin Bayraklı’da yaşayan bir sürücünün aracı, kırmızı ışıkta geçen başka bir aracın çarpması sonucu hasar görüyor ve onarımdan sonra bile satış değeri düşüyor. Böyle bir durumda zarar gören, karşı tarafın sigorta şirketine değer kaybı bedeli için başvurabilir. Motorlu araç kazalarından doğan değer kaybı dâhil maddi tazminat talepleri, KTK m.109 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte kaza cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ve ceza mevzuatında bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüşse, bu daha uzun süre maddi tazminat talebi bakımından da uygulanabilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Yolu Nasıl İşler
Sigorta Tahkim Komisyonu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü için oluşturulmuş özel bir tahkim mekanizmasıdır. Araç değer kaybı taleplerinde başvuru çoğunlukla kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı yapılır. Bununla birlikte Sigorta Tahkim Komisyonunun görev alanı yalnızca ZMSS uyuşmazlıklarıyla sınırlı değildir; kasko gibi ihtiyari sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklar da ilgili sigorta kuruluşunun tahkim sistemine üyeliği ve diğer başvuru şartlarının bulunması hâlinde Komisyon önüne taşınabilir. Zorunlu sigortalarda ise kanunda öngörülen şartlarla sigorta kuruluşunun sisteme üyeliği aranmaksızın tahkim yolu kullanılabilir.
Süreç genellikle sigorta şirketine yazılı başvuru ile başlar. Sigorta şirketinden on beş gün içinde yanıt gelmezse veya talep tam karşılanmazsa, dosya tahkime taşınabilir. Uygulamada tahkim komisyonu bir uyuşmazlığı ortalama dört ay içinde sonuçlandırıyor, bu da mahkeme sürecine göre belirgin şekilde kısa bir süre.
Diyelim ki İzmir’de yaşayan bir sürücünün aracında tespit edilen değer kaybı miktarı orta ölçekli bir tutar. Bu sürücü için tahkim yolu, hem süre hem de dava şartı arabuluculuğa gerek kalmaması açısından pratik bir seçenek olabilir. Sigorta tahkim komisyonuna gidilecekse ayrıca arabuluculuk şartı aranmıyor, bu da başvuru sürecini kısaltan bir unsur.
Mahkeme Yolu Ne Zaman Devreye Girer
Sigorta şirketine karşı araç değer kaybı davası açılmadan önce KTK m.97 uyarınca ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuruyu on beş gün içinde yazılı olarak cevaplamaması veya verdiği cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava veya tahkim yoluna gidilebilir. Güncel Yargıtay içtihadında, KTK m.97’de düzenlenen bu özel başvuru zorunluluğu nedeniyle sigorta şirketine karşı açılacak trafik kazası kaynaklı tazminat davalarında ayrıca dava şartı arabuluculuk aranmadığı kabul edilmektedir.
Mahkeme yolu, özellikle kusur oranı tartışmalı olduğunda veya değer kaybı miktarı yüksek olduğunda öne çıkıyor. Örneğin değer kaybı iddiası yüksek meblağlı bir sürücü düşünelim. Bu sürücünün dosyasında ayrıca kazadaki kusur paylaşımı da netleşmemiş olabilir. Böyle bir durumda mahkemenin sunduğu daha kapsamlı delil toplama ve bilirkişi inceleme imkânı, tahkim sürecine göre daha güvenli bir sonuca ulaşmayı kolaylaştırabilir.
Ayrıca tahkim komisyonu kararlarının belirli bir tutarın üzerinde olması halinde itiraza açık olduğunu, düşük tutarlı kararların ise kesinleştiğini hatırlatmak gerekir. Bu da yüksek meblağlı ve tartışmalı dosyalarda mahkeme yolunu bazen daha isabetli kılan bir başka etken.

Hangisi Daha Avantajlı
Meslek pratiğinde sık karşılaşılan yaklaşım, her dosyayı tek bir şablona sokmak yerine somut duruma göre değerlendirmek olmalı. Kanaatimizce çoğu orta ölçekli ve kusurun net olduğu değer kaybı talebinde tahkim yolu daha rasyonel bir tercih, çünkü süre kısa ve arabuluculuk şartı aranmıyor.
Buna karşılık, kusur paylaşımı tartışmalıysa veya talep edilen tutar tahkim kararlarının itiraza kapalı olduğu sınırın belirgin şekilde üzerindeyse, mahkeme yolu daha güvenli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bunun nedeni, mahkemenin bilirkişi incelemesini daha ayrıntılı yürütebilmesi ve kararın itiraz sürecinin daha öngörülebilir olması.
Bir başka önemli fark da maliyet. Tahkim başvurusunda uyuşmazlık tutarına göre değişen düşük bir başvuru ücreti ödenirken, mahkeme sürecinde harç ve bilirkişi giderleri daha yüksek olabiliyor. Bu yüzden düşük ve orta tutarlı taleplerde tahkimin maliyet avantajı da göz ardı edilmemeli.
Başvuru Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hangi yol seçilirse seçilsin, sürecin başında eksper raporu belirleyici bir rol oynuyor. Değer kaybı miktarının bağımsız bir eksper tarafından somut verilerle ortaya konması, hem tahkim hem de mahkeme aşamasında talebin güçlü bir zemine oturmasını sağlıyor.
Sürecin başında değerlendirilmesi gereken birkaç nokta var. Öncelikle kusur oranının net olup olmadığına bakılmalı. Ardından talep edilen tutarın tahkim komisyonu kararlarının kesinleştiği sınırın altında mı üstünde mi kaldığı incelenmeli. Son olarak sigorta şirketine yapılan ilk başvurudan sonra on beş günlük yanıt süresinin takip edilmesi gerekiyor.
- Kaza sonrası aracın hasar tespiti için bağımsız eksper raporu alınmalı
- Kusur oranı net değilse mahkeme yolu değerlendirilmeli
- Talep tutarı düşükse ve kusur açıksa tahkim süreci genellikle daha hızlı sonuç verir
- Sigorta şirketine yapılan başvurudan sonraki on beş günlük süre takip edilmeli
- Zamanaşımı süresinin kaçırılmaması için başvuru gecikmeden yapılmalı
Sonuç olarak hangi yolun seçileceği, dosyanın somut özelliklerine göre değişen bir değerlendirme gerektiriyor. Kusurun net, tutarın makul olduğu dosyalarda tahkim süreci pratik bir çözüm sunarken, tartışmalı ve yüksek meblağlı dosyalarda mahkeme yolunun sunduğu daha kapsamlı inceleme imkânı öne çıkabiliyor.
Yasal Uyarı




